evdeki devler

homeofis çalışmayı kimler destekliyor? örnekler, çalışma şekilleri…

evdeofis mekanları

evdeki ofisler için alternatifler, dekorasyon önerileri, verimli çalışma ortamları ve daha fazlası

işe yarar şeyler

homeofis çalışmanın dezavantajlarını gideren işe yarar şeyler,fikirler,öneriler,haberler…

makale avcısı

Evden çalışmak üzerine yazılmış, söylenmiş bir çok şey var. Araştırmalar, makaleler, tartışmalar…

online servisler

homeofis çalışanlar için işlerini kolaylaştırabilecek internet tabanlı servisler

Anasayfa » homeofis iş fikirleri, onların evde ofisleri var!

Osmaniye’de evde işlediği minyatürler, Kapalı Çarşı’dan dünyaya dağılıyor

26 Haziran 2009 4 Yorum

İsmail Demir, kemikten yapılmış küçük süs eşyaları üzerine minyatür resimler yaparak hayatını kazanıyor. Sultan Ahmet Camisi, Ayasofya Camisi, padişah resimlerini ince ince işlediği eserleri, turistler tarafından oldukça rağbet görüyor. Önemli kültürel değerlerimizden olan minyatür sanatının yaşatan İsmail Demir, Türkiye’de bu işi yapan yalnızca 15 çizimcinin bulunduğunu söylüyor.


Kemik üzerine minyatür resimler yapıyorsunuz. Nasıl başladınız bu işi yapmaya?

İstanbul’da Kapalı Çarşıyı gezerken kemik üzerine yapılmış bu resimleri gördüm. Resme zaten eskiden beri ilgim vardı. Kendimi büyük bir tesadüf eseri bu işin içinde buldum.

Bu konuda herhangi bir eğitim aldınız mı?

Lisedeyken resimle uğraşıyordum ama resim üzerine herhangi bir eğitim almadım. Dediğim gibi; bu işe girmem tamamen bir tesadüf sonucudur. İstanbul’da büfe işletiyordum. Büfenin üzerinde bu işin yapıldığı atölye vardı. Oraya servis yaparken merak edip sordum orada çalışanlara. Onlar bana bu işin çok zor olduğunu, resim çizmekten farklı olduğunu, küçük objeler üzerine resimlerin çok küçük çizildiğini söylediler. Boyalar aldım kendime, gizlice yapmaya başladım. Daha sonra atölye çalışanlarına gösterdiğimde beğendiler yaptıklarımı.

Sonra atölyede mi çalışmaya başladınız? Bu işi tamamen iş olarak benimsemeniz nasıl oldu?

Atölye sahibine ben bunlardan yapabilirim dediğimde bana bu işin göründüğü kadar basit olmadığını söyledi. Sonra boyaları aldım evde kartonlar üzerine bir şeyler çizmeye başladım. Padişah resimleri yapıyordum. Daha sonra bunları atölye sahibine gösterdiğimde bana “sen bu işi yapabilirsin.” dedi. Ve atölyede çalışmaya başladım. Başlangıçta sadece fon kısmını yapıyordum. Diğer ayrıntıları onlar yapıyorlardı. Aşama aşama ilerledim. Atölyede haftalıkla çalışmaya başladım. Daha sonra eve iş götürmeye başladım. Parça başı çalışıyordum. Haftada ne teslim edersem onun ücretini alıyordum. Sonra tamamen bu iş üzerine yoğunlaştım. İstanbul’da kendi evimde çalışıyordum. Daha sonra Osmaniye’ye geldim iş peşimden geldi. Türkiye’de çizimci olarak bu işi yapan 15 kişi var. Bu nedenle herhangi bir pazarlama sorunumuz yok. Şimdi evde çalışıyorum. Buradan yaptığım ürünleri İstanbul’a yolluyorum.

Biraz yaptığınız işten söz eder misiniz?

Bizim yaptığımız iş ürünün son aşamasıdır. Önce kemikler zımparalanarak hazır hale getirilir. Bunlar ürünlere dönüştürülür. Daha sonra bize gönderilir. Biz de ürün üzerine çizimlerini yaparız.

Bir haftada kaç ürün yapıyorsunuz?

Tek tek yapmıyorum ürünleri. Örneğin bir kutudan 30 tane diziyorum. Önce gökyüzünü boyuyorum. Daha sonra minareler varsa ya da kubbeler varsa hepsinin minare ve kubbelerini yapıyorum. Yani her ürün için tek tek uğraşmıyorum. Yaptığım ürün sayısı ürünün büyüklüğüne ve ayrıntılarına göre değişiyor.

Yaptığınız ürünler nerelerde satılıyor?

%70’i İstanbul’a gidiyor. Kapalı Çarşı, Mısır Çarşısı, Sahaflar Çarşısı daha doğrusu turistlerin bol bulunduğu yerlere gidiyor. Ayrıca Kuşadası, Marmaris gibi turistik yerlere de yollanıyor.

Bu işin pazarında herhangi bir sıkıntı yaşanmıyor öyle ise. Değil mi?

Sıkıntı yaşanmadığı gibi ürünleri yetiştiremediğimi de söyleyebilirim. Dediğim gibi; Türkiye’de 15 kişi var çizim yapan. Osmaniye’de bir kişi yetiştirdim. Büyük bir yeteneği vardı. Birkaç ay eğitim aldı. Şimdi kendisi evinde yapıyor.

Ürünleri en çok kimler satın alıyor? Ve en çok hangi ürünler talep ediliyor?

Kültürel değerlere önem veren turistler alıyorlar en çok. Üzerinde Sultan Ahmet Camisi ve Ayasofya Camisi resimleri olan ürünler talep ediliyor. Ayasofya Camisinin özellikle turistler için tarihi olarak önemli bir yeri olduğundan üzerinde Ayasofya resmi bulunan ürünler oldukça fazla talep ediliyor.

Bu konuda bir kurs açmayı düşünüyor musunuz?

Öncelikle bu işin gerçekten çok zor olduğunu söylemeliyim. 2,5 santimetrekarelik bir kemik üzerine bir tablo çiziyorsunuz. Resim çizmekten çok çok farklı ve çok daha zor. Resim yeteneğinin olmasıyla da ilişkili değil. Mesela biri çok yeteneklidir resim konusunda ama 2,5 santimetrekarelik bir kemik üzerine Sultan Ahmet Camisini yerleştiremez, küçülterek çizemez. Bu tamamen farklı bir alan diyebilirim.

Günde kaç saat çalışıyorsunuz?

Ortalama 8 saat çalışıyorum. Çalışma saatlerim değişiyor tabi ama günde 8 saat kesin çalışıyorum. Kendime böyle bir hedef koydum.

İşiniz bedensel bir zorlanma oluyor mu?

Çok ince bir iş olduğu için gözünüz yoruluyor tabi. O zamanlarda işi bırakıp dinleniyorum. Ama iş keyifle yapılınca yorgunluk kalmıyor.


Hiç sıkıldığınız oldu mu bu işi yapmaktan?

Hiç sıkılmadım. Evimde çalışıyorum istediğim zaman istirahat edebiliyorum. Bu yüzden çok memnunum işimden. Hiç şikâyet etmedim.

Bu işi yapmak çok masraflı mı?

Hayır değil. Boyalar zaten çok masraflı değil. Guaj boya kullanıyoruz. Ürünleri de İstanbul’dan getirtiyoruz. Başka da bir masrafı yok zaten.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının Projesinden faydalandığınızı söylemiştiniz. Biraz söz eder misiniz?

Üretime yönelik küçük esnafı kalkındırmak için yapılan projelere Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından kredi verildiğini duymuştum. Vakfa başvurdum. Proje yapmamı istediler. Proje kabul gördü. Destek verdiler.

Atölye açma planınız var mı?

Tamamen el sanatları üzerine bir atölye açma planım var. Deve kuşu yumurtası üzerine de çizim yaptım bir zamanlar. El sanatlarının sergilendiği bir atölye açmak gibi bir planım var.

Sizin minyatür sanatının temsilcisi olduğunuzu söyleyebilir miyiz?

İstanbul’da eski kültürel değerlerin yaşatılması için pek çok kurs açılıyor. Hat, Tezhip, Ebru ve minyatür gibi. Ben yaptığım işi sanat olarak değil de daha çok Zanaat olarak tanımlıyorum. Aynı üründen aynı modelden 30 tane yapıyorsanız bu bence zanaattır.

Fakat ürünlerin üzerindeki ürünlerin tamamen kendi hayal gücünüzün ürünü olduğunu düşünürsek sanat diyemez miyiz?

Evet bu konuda haklısınız. İlk başladığımda minyatüre başlamıştım. Daha sonra gravüre başladım. Onun da orijinal kartları var. Sultan Ahmet Camisi tarihi resimleri gibi. Fakat biz onların aynısını çizmiyoruz. Bir şey ekliyoruz ya da bir şey eksiltiyoruz. Bu noktada hayal gücü oldukça etkili. Çizdiğim resimlerin çoğu hayal gücümle yapılmış ürünler. Bazı kalıp resimler de var elbette. Örneğin her resmi farklı renklerde boyuyorum. O gün hangi renk kullanmak istersem o renkle. Ama yine de sanat diyebilir miyiz, bilemiyorum. Daha çok zanaat olarak tanımlamayı tercih ediyorum.

kaynak: osmaniye ili sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı sitesi

http://www.sydv80.gov.tr/index.php

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Blog Widget by LinkWithin

Popularity: 54% [?]

Bir yorum yazabilir, sitenizden takip edebilir ya da RSS kaynağı ile yeni içerikleri takip edebilirsiniz.

4 Yorum »

  • hakanay said:

    ismail beyi tebrik ediyorum. ne güzel bir iş seçmiş kendine. tebrikler.

  • yawsak bekir said:

    helal olSn ismaiL bey yürüyün kim tutar sizi :D

  • osman said:

    tebrik ediyorum ismail bey sizi inşallah başarıLarınızn dewamı qeLİr

  • birsen said:

    bende sizinle aynı işi yapıyorum.İletişim kurmak isterim.Nasıl ulaşabilirim?

bu yazıyla ilgili bir fikriniz var mı?

Lütfen aşağıdaki bilgileri eksiksiz doldurarak yorum gönderin...

Bu etiketleri kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Untitled Document